Hibrit mi? Native mi?

Kategori: C#, Genel, Genel Programlama, Referanslar
Tarih: 2nd Ekim 2017

Bir platformda, bir arkadaşın başlıktaki sorusu üzerine yazmış olduğum yorumdur. Yeni başlayan arkadaşlar için bir fikir verebilir.

 

Merhaba. Yukarıda bazı arkadaşlar biraz değinmişler. Bu soruyu biraz “Java mı yoksa C# mı?” sorusuna; biraz da “C# mı yoksa C++ mı?” sorusuna benzettim. Ben cevap olarak direk hibrit yada native demeyi doğru bulmuyorum. Bir parantez olarak şunu söyleyeyim; eğer vaktin var ise Javayı ve Swifti öğrenmeni tavsiye ederim. Dil seçiminde kıyaslama yapabilmen için o dili biliyor olman büyük fayda sağlayacaktır.

Hibrit frameworkler aslında uygulamanızın altında yine native kütüphaneleri kullanırlar. Siz bu native kütüphaneleri frameworkün izin verdiği dilde yönetirsiniz/kullanırsınız. Arada bir katman daha olması sebebiyle hibrit uyglamalar biraz daha yavaştır denilebilir. Bir örnek vermek gerekirse; mesela bir hibrit frameworkün bazı kütüphanelerinde IOS için çalışmaz yada desteklenmez yazar. Bu demek oluyor ki bu kütüphane içerisinde ios için native dosyayı barındırmıyor. Bu farklı sebeplerden olabilir. IOS gerçekten o işe izin vermiyor olabilir, geliştirici daha IOS için kütüphane yazmamış olabilir vs. vs.

Bunun yanında, hibrit uygulama geliştirirken işletim sisteminin değil kullandığınız frameworkün sınırları dahilindesiniz. Eğer frameworkün sizin istediğinizi yapan bir kütüphanesi yok ise uygulama geliştirmeye devam edemezsiniz. O özellikten vazgeçmelisiniz. Yada istediğiniz özelliği sağlayan bir kütüphanesi varsa bile kütüphanenin şarj tüketimine etkisi, işlemci kullanımı vs. tamamı sizin kontrolünüz dışında (İstisna: kütüphaneleri açık kaynak olan bir framework kullanıyor iseniz kodun istemediğiniz kısmını düzenleyip yeniden derleyebilirsiniz.)

Bunlar hibrit uygulamaların ilk bakışta göze gelen eksileri. Fakat bunların tamamını silip süpürecek bir artısı var ki; bir sefer yaz her platformda çalışsın özelliği. Eğer projeniz -aşağıda değineceğim gibi- hibrit bir framework ile yazılmaya uygun ise hem geliştirirken hem güncellerken en az yarı süresinde tasarruf edersiniz. Ayrıca yukarıda dezavantaj olan 3. parti kütüphaneler sayesinde herşeyi yeniden yazmayıp bir çok şeyi sadece kullanıp uygulama geliştirme sürecinizi de hızlandıracaksınız. Bu açıdan da avantaj sayılabilir. Ayrıca bu kütüphanelerin çoğu açık kaynak olup; ister istemez onlarca geliştiricinin eleğinden geçiyor. Ki defalarca güncellenenleri mevcut.

Şimdi asıl konuya dönersek, genel olarak hangi dil yada hangi platformu seçmeliyim demek çok sığ. Bence her proje için özel olarak değerlendirilip seçim yapılmak daha doğru. Yazılım yaşam döngüsünün analiz basamağı bunu amaçlar. Mesela bir gömülü sistemler projesi yapıyorsanız ve sadece bazı grafikleri izlemek için bir mobil uygulama tasarlayacak iseniz neden ayrı ayrı her platform için geliştirme yapasınız ki; bazı frameworklerde sadece javascript/typescript kullanarak bile geliştirme yapabiliyorken.

Yada yukarıda hocamın bahsettiği gibi performans gerektiren bir projeniz var ise native kullanmamak demek intihar olur. En iyi dil, en iyi framework yoktur, o proje için en uygunu vardır. Eğer öyle olsaydı whatsapp gibi performans canavarı bir uygulama -sunucu tarafı-herkesin tartıştığı Java yada C# da yazılırdı. Kaç bilgisayar/yazılım mühendisi biliyor ki whatsappın yazıldığı dili?

Ben ve hepimiz hakkında bir bayram tebriği

Kategori: Genel
Tarih: 23rd Eylül 2015

Elbiseler şeffaf, insanlar kesif artık. Cesurca cesetlerini gösteriyor herkes. Birbirimizi ezbere biliyoruz. Ruhlar tesettürde.

İçtenlik namına bütün kaygılardan kurtulunmuş, tüm tabular yıkılmış. Eğleniyormuş gibi görünmek için çekinmeler, beğenilmek için fikretmeler ve sınır tanımamak. Mukaddesleri bile feda ederken çekinmiyor insan; nefretten, kinden gözü dönmüş bir beğenilme, alt etme güdüsüyle. Evet o ayetler siz eski sevgilinize laf sokun diye indirildi(!)

Herkes olmak istediği gibi asosyal dünyada. Olduğu gibi olanımız, yok değil az. Instagramda herkes güzel, twitterda herkes komik, idealist… Ama genelde mutsuz insanlar. Kontrolsüzce yükseldi mutluluk eşiğimiz. O an nerede değilsek orası daha güzelmiş gibi geliyor artık. Canavarlaştırılmış egolarımız. Memnuniyetsizsiniz!

Ruhlarımız gasp edildi. Birbirimize yaptık bunu. Fikrimizi gösteremeyince cesedimizi gösterir olduk bizde. Uzun soluklu hiçbir sınavda başırılı olamayan boş bir kalabalığız şimdi.

Aslında bu bir kurban bayramı tebriği olacaktı, olmalıydı, olsun. Allah bayram ruhunu hissedebilmeyi hepimize nasip etsin, bayramınız mübarek olsun -kendi ruhlarımızın hasretinde-.

 

***iç ses: şimdi ben bu yazıyı niye paylaştım? beğenilmek için mi? bilmiyorum. belki.

Yorumlar: 1 »

Sahurunuz Hayrolsun

Kategori: Genel
Tarih: 23rd Eylül 2015

Bakıyorsun; en sosyal gördüğün en kalabalık insanların hatta en güzel kızların bile -ki bu kızların etrafı her daim zibilton tane abaza doludur (yazar burada zibilyonu kalabalık bir ölçü birimi manasında kullanmaktadır)- profillerinde “üff sıkıldım”, “püff bunaldım” tarzı paylaşımlar. Anla ki 1500 arkadaş yahut 2500 takipçi bile yetmiyor insanın içindeki manevi boşluğu doldurmaya.  Çok sevgili -yada belkide o kadar değil şuan tam karar veremedim- Süleyman Demirel’in de dediği gibi “Binaen aleyh” huzur islamda dostlar. Hayırlı sahurlar.

Yorumlar: 0 »

11. koğuştan bir özür

Kategori: Genel
Tarih: 23rd Eylül 2015

İnciciler içi özet:

7 uyurların da dediği gibi “Ne uyudum be bilader”

 

Kendimi bildim bileli bir uyku sorunum var. Daha doğrusu bir uyku sorunum yok. Uykuya dair hiçbir sorun yaşamıyorum. Bu bir sorun mu bilmiyorum. Yere paralel durmama bile gerek kalmıyor bazen. Yastığa beş kala uyuyakalıyorum.

Bu askerlik süreci de gösterdi ki; asit denilebilecek yoğunlukta ayak ve ter kokusunda hatta yüksek desibel kahkaha sesinde bile uyuma güçlüğü çekmiyorum.

Ve bu gece. Bu bol yıldızlı ve ferah; hatta sırf güzel şeyler konuşulsun, bişeyler paylaşılsın da buralar daha yaşanabilir olsun diye planlanmış bu gecede, dayanamadım. Yine uyudum.

Not: Bu koğuş arkadaşlarımdan bir özür yazısıdır.

Yorumlar: 0 »

KPSS ve Yönetim hakkında

Kategori: Genel
Tarih: 18th Kasım 2013

İstanbul özel idaresi “Afet Durumunda Kamuda Veri Güvenliği” araştırma projesini tamamladı. Kurumlara gönderilen bilgi kitapçığından kpss ile ilgili tespitlerin bulunduğu bölümü virgülüne bile dokunmadan paylaşıyorum.

 

İnsan Kaynakları Yönetimi ve Personelin Eğitimi:

Toplantıda en fazla öne çıkan başlıklardan bir tanesi, insan kaynakları yönetimi sorunudur. Mühendisler gibi bilişim alanında çalışması tercih edilen kaliteli insan kaynağı, kamuda ücretler daha düşük olduğundan ve etkin bir kariyer düzenlemesi olmadığından, özel sektörde çalışmayı tercih etmektedir ve bu da çoğunlukla KPSS(Kamu Personeli Seçme Sınavı) ile eleman alan kamu kurumlarında insan kaynağı kalitesinin belli bir düzeyde kalmasına ve kurumlarda yetkin olmayan insan kaynağı sorununun çözümsüz bir hale gelmesine neden olmaktadır.

İnsan kaynakları ile ilgili bir diğer sorun da kamu kurumlarında kaliteli bir yükselme sisteminin olmamasıdır. Kamuda aylık ücretlerin standart olması, ücretlerin değişken aralıklı ve performansa dayalı olmaması personelin motivasyonunun düşmesine sebebiyet vermektedir. Kamuda çalışan elemanların büyük kısmının özel sektör tecrübesi olmadan direk kamuda çalışmaya başlaması ve saha tecrübesine sahip olmaması da mevcut sistemlerin işletilememesi sonucunu doğurmaktadır.

 

kaynaklar:

http://www.istanbulajansi.com/haber/295/Afet-Durumunda-Kamuda-Veri-Guvenligi.html#.UonfA8TeVGY

http://www.mukemmelist.org/dosya/108/veri-guvenlii-rapor_108_2841584.pdf

Zencefilli Kurabiye

Kategori: Genel
Tarih: 4th Ekim 2013

Oracle’ın müşteri ilişkilerini geliştirmek için başlattığı hizmet. İlk gördüğümde çok şaşırdım. Adamlar ta Prag’dan kurabiye göndermişler 😮

Geçen bi arkadaş yazdı; çok hoşuma gitti…

Kategori: Genel
Tarih: 12th Temmuz 2013

Geçtiğimiz dönem, Naso ÖZBEY kardeşimizin Kütahya İl Özel İdaresinde yaptığı stajın birinci gün raporunu paylaşıyorum. Eğlenceli bi yazı olmuş.

 

Bugünişyerindeki ilk günüm. Hizmet binası depreme dayanıksız göründüğünden geçici bir süreliğine devre dışı kalmış ve bundan ötürü baraka tarzı binalarda çalışıyor personel. Ben de bu barakalardan birinde 4 kişilik bilgi işlem ofisinde stajımı geçireceğim.  Buradaki herkes gayet güleryüzlü ve eğlenceli  insanlar. Memur hayatından beklediğim gri tonları staj yaptığım yerde hiç yoktu. Özellikle benimle ilgilenen amirim geyet eğlenceli bir insan olmasının yanında yeteneklerini sergilemekten de hiç çekinmiyordu. Yeteneklerden kastım hem sosyal hem de eğitim açısından. Donanım stajı yapacak olsam da yazılım konusunda da bana çok şey katacağı belliydi.

arizatakip3

 

Bugün öncelikle burada çalışan personelin arızalarını bildirmek için kullandıkları arıza takip sistemini inceledim.  Yanında staj yaptığım amirimin istek ve ihtiyaçlar üzerine tasarladığı bu arıza takip sistemi tüm personele gayet esnek bir yapı sunmuş. Kendi bilgisayarını sunucu olarak kullanıp tüm şikayetleri localhosttan kontrol ediliyor.

Örn Ramazan Bey bilgisayarında e-devlete bağlanamıyor ve ofis programını açamıyor. Sisteme giriyor ve bir arıza kaydı oluşturuyor. Bunun için adını  soyadını, departmanını ve sorunun içeriğini düşüyor.

arizatakip2

 

Bu sorun bizim departmanın müdürüne görünüyor. Müdür onay verip yapılmasını istediklerini ve açıklamalarını ekledikten sonra birimdeki hangi personelin bu sorunla ilgilenceğini belirliyor. Bunun ardından sorun o kişinin bilgisayarına düşüyor.

arizatakip1

 

Sistemdeki geçmiş arıza kayıtlarını inceledim, sorunların genel içeriğine baktım ve günü böylece bitirmiş oldum.

Yorumlar: 0 » tags: , ,

ghost ile bilgisayarı yedekleme

Kategori: Genel
Tarih: 20th Haziran 2011

Xp ve daha önceki Microsoft işletim sistemlerinde her seferinde format atmak yerine bir sefer sistemi kurarsınız sonra sistemin yedeğini alıp sonra her seferinde yedekten tekrar yükleyebilirsiniz. Ghost ile bunun nasıl yapılacağını yazmıştım 2003 yada 2004 yılında. O zaman daha boot cdler yoktu 🙂

Yorumlar: 0 »

Blog blog blog…

Kategori: Genel
Tarih: 27th Mayıs 2011

giriş:

Uzun zamandır düşünüyor olmama rağmen -yoğun bir sınav haftasnın ortasında- nihayet fırsat buldumda kendime bir blog oluşturabildim!

gelişme:

Bundan sonra kendi yazdığım programlama algoritmalarını, yeni öğreneceğim methodları, bazı kategorisiz anıları, sinirimi bozan mevzuları, paramı ödemeyen müşterileri, devamlı dizi izleyen bölüm sekreterini, çok sevgili bazı hocaları, pek sevmediğim bazı hocaları, bazı güzel arkadaşları… yani her boku buradan yazacağım.

sonuç:

Sizden ricam blog içindeki makaleleri okurken bazı reklamlara arada bir, bir kaç sefer tıklatınız. Öyle 20 sefer tıklatıpta b*kunu da çıkarmayınız! Zira reklam siteleri haddinden fazla tıklamara para ödemiyor.

***Yukarıdaki yazıyı yazarken kendi kendime dedim ki “Özet geç len p*ç” yukaradaki yazı “blog blog blog” isimli makalenin özetlenmiş halidir. Öyle kategorisiz bir anı işte.

Yorumlar: 0 »
Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE